Anıtkabir’in özellikleri ve sırları

Kız kumu efsanesi – Kız kumu hikayesi

Marmaris Kalesi efsanesi

Truva atı nerededir? Truva atı hikayesi

Burada taşlar kendi kendine hareket ediyor!

İlginç yapılar Nisan 27, 2015
1.392 views

Dünyanın en gizemli noktalarından biri California çölüdür. Bu çölde bir vadide ki adı “Ölüm Vadisi”dir. devasa kayalar bile sürekli hareket halindedir. Bu arada devasa derken gerçekten öyle yani 300 kiloluk kayalardan bahsediyoruz.

Fotoğraflarda gördüğünüz izler nehir yataklarında akan su ile taşınmaktan yada hayvanlar tarafından kenara itilmekten vesaire değil. Tamamen kendi kendilerine hareket etmekten ve hatta bunlardan bazıları bu şekilde yüzlerce metre metre hareket edebiliyor.

Bu kayalar “gizemli” bir güç ile hareket ediyorlar ve neredeyse 90 yıldır var olduklarını bilmemize rağmen, kimse bu kayaların hareket ettiğini göremedi. Tabii bu oldukça anlaşılır, çünkü pek az insan oturup da günlerce durduğu yerde duran ama aslında muhtemelen mikron mikron hareket eden bu kayaları gözleme zahmetine girdi. Kayaların hareketlerinde bazı ipuçları var: örneğin birbirine yakın olan kayalar genelde uzun mesafeler boyunca birbirlerine paralel hareket ediyorlar. Ancak bir süre sonra yönleri tamamen farklılaşabiliyor. Kimisi daha az, kimisi daha çok hareket ediyor. Kimisi uzun yıllar hareket ettikten sonra artık hiç hareket etmiyor, kimisi bazı yıllar hareket edip bazı yıllar hareket etmiyor.

Hareket videoya alındı

2014 yılında bu konuyla ilgili resmi bir çalışma yapıldı. Soğuk bir kış sabahı, eriyen kar bu bölgeyi kapladığında, bu kayaların nasıl hareket ettiği sonunda videoya çekildi. Buraya tıklayarak izleyebileceğiniz videoda, kurumuş toprak içerisinden çıkan yer altı sularının nasıl vadiyi kapladığı gözüküyor. Akışkanlar mekaniği ile yapılacak basit bir analizle bile, böylesi bir akış olduğunda kayaların kolaylıkla hareket edebileceği hesaplanabiliyor. Çöl şartlarında oluşan oldukça düşük sıcaklıktaki bu buzsu su, kayaları çok düşük hızlarda (birkaç saatte birkaç milimetre gibi) hareket ettirdiğinden, kayaların hareketini gözle takip etmek mümkün değil. Ancak bu videonun varlığı, kayaların nasıl hareket ettiğini açıklamak için büyük bir kaynak olarak görülüyor. Su, sıradan bir kum yapısında olmayan ve taşlaşmış bir yapıda oluşan yüzeydeki sürünme izlerini, sertliklerinden ötürü silemiyor. Ancak kayalar yeterince ağır ve sert oldukları için, hareket ederlerken bu toprağın üzerinde iz bırakıyorlar. Böylece kayaların bıraktıkları izler buzlu su çekildikten sonra metrelerce takip edilebiliyor.

Bunun haricinde konuyla ilgili başka birçok açıklama yapılabildi. Bunlar arasında özellikle buzlanma ve rüzgar etkisi üzerinde duruluyor. Örneğin Bob Sharp ve Dwight Carey Mayıs 1972’den itibaren 30 adet kayayı isimlendirip sınıflandırdılar ve hareketlerini takip etmeye başladılar. Bu işlem tam 7 sene sürdü. 7 senelik araştırma ve analizin sonunda, geceleri oluşan aşırı düşük sıcaklıklarda kayaların etrafında oluşan buzul parçacıklarının, rüzgarın hareketiyle birleşince harekete neden olabileceği gösterilmiş oldu. Gözlemleri süresince kayalardan bazıları 7 yıl içerisinde sadece birkaç santimetre, bazıları ise 65 metre kadar hareket ettiler.

DENEY

Bu analizin bazı diğer sonuçları ise şöyle: hiçbir kayanın yazın hareket ettiği tespit edilmezken, kayaların hareketinin sadece kışın olduğu keşfedildi. Kışları da, her kayanın hareket etmediği, sadece bazılarının hareket ettiği gözlendi. Her yıl hareket eden kayaların rastgele değiştiği ve önceden de tahmin edilebileceği gibi belli bir düzeni olmadığı kanıtlandı. Gözlemler sırasında, en küçük olan (6.4 santimetre çaplı) “Nancy” isimli Kaya H, 1 kış içerisindeki en uzun mesafeyi (260 metre) aldı. Tüm gözlemler sırasında hareket eden en büyük kaya ise 35 kilogram ağırlığındaydı.

Bu kütlenin üzerindeki kayaların hareket etmediği gözlendi. Örneğin, kayalardan en büyüklerinden biri olan 318 kilogramlık kaya hiç hareket etmedi. Ancak arkasında, daha önceden oluşmuş 170 metrelik bir iz bulunuyordu. Araştırmacılar, bu izin muhtemelen kayanın çöle düştüğü zaman sahip olduğu enerjiden (momentumdan) ötürü, ilk zamanlarda oluştuğunu düşünmekteler.

Üstelik bu kayalar kütlece de sabit kalmıyorlar. Islaklığa bağlı olarak çözünerek küçülebiliyorlar, hatta içeriklerine bağlı olarak tamamen bile yok olabiliyorlar. Örneğin az önce bahsettiğimiz 318 kilogramlık kaya, (ki ismi “Karen” idi), bir dolomit kütlesi olmasından ötürü aşırı nemli ve ıslak geçen 1992-1993 seneleri arasındaki kış eriyerek yok oldu. Her ne kadar kayanın çalınmış olması da ihtimaller dahilinde olsa da, vinç ve kamyon izlerinin mutlaka kalacak olmasından ötürü bu ihtimal zayıf görünmektedir.

Daha sonradan 1995 senesinde, Amherst’te bulunan Massachusetts Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, yaptıkları analizlerle kendilerinden önceki araştırmaları doğruladılar. Hatta daha yüksek isabetli fiziksel analizlerle buz tabakası olmaksızın bile rüzgarın sert estiği zamanlarda (ki bu hız bölgede saatte 140 kilometreye kadar çıkabilmektedir) kayaları milim milim hareket ettirebileceği ispatlandı.

2011 senesinde, yukarıda bahsettiğimiz videonun da gösterdiği olayın keşfedilmesiyle birlikte, gizem perdesi tamamen aralanmış oldu ve “yürüyen kayalar” eski ihtişamını yitirdi. 2011’de American Journal of Physics dergisinde çıkan makale, suyun yükselmesi sırasında kayaların etrafındaki yüzeylerde oluşan buz raftlarının, kayma etkisine rahatlıkla neden olabileceği gösteriliyordu. Sürtünmeyi düşüren ve yüksek yüzey alanına sahip olan bu buz parçacıkları, bu kayalardan çok ağır kütleleri bile rastgele hareket ettirebilecek yapıdaydı.

Kayalardan paralel olanlar genelde aynı yönde hareket etmektedirler, çünkü üzerlerindeki etkiler büyük oranda aynıdır. Ancak farklı zamanlarda, çok sayıda denemeden sonra, yapısal, şekilsel ve fiziksel etkilerdeki farklılıklardan ötürü farklı yönlere hareket edebilmektedirler. Kayaların hareketine etki eden faktörlerin sayısının fazlalığından (rüzgarın hızı, yönü, ortamıdaki basınç faktörleri, yüzey sürtünmesi, su yükselmesi, miktarı, suyun asiditesi, kayanın kütlesi, hacmi, yoğunluğu ve daha binlercesi…) ötürü bu hareketleri öngörmek oldukça zordur ve bu yüzden dışarıdan bakan birine tamamen rastgele hareket ediyorlar gibi gözükür (ve büyük oranda da öyledir).

Muhtemelen nihai açıklama ise 27 Ağustos 2014 tarihinde PLOS One dergisinde yayımlanan bir makaleden geldi: kayalar gerçekten de nemli toprak üzerinde esen mutedil rüzgarların etkisi ile hareket ediyorlar! Makalenin baş yazarı San Diego Kaliforniya Üniversitesi Scripps Enstitüsü paleobiyologu Richard Norris, bunu şöyle anlatıyor:

“Bu harika bir Goldilocks fenomeni örneğidir. Ölüm Vadisi’nde bu tür su birikintileri yok denecek kadar azdır ve yeterince şiddetli yağmurlar veya karların yağdığı yıllar arasında onlarca yıllık kuru dönemler olabilir. Bu nedenle işe yarar bir su birikintisinin oluşması çok uzun yıllar sürebilir.”

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

İlginizi Çekebilir
Truva atı nerededir? Truva atı hikayesi

Truva atı nerededir? Truva atı hikayesi

Haziran 23, 2017
3.067 views
Peri Bacaları efsanesi

Peri Bacaları efsanesi

Nisan 16, 2016
5.611 views
Galata Kulesi’nin Tüyler Ürperten Efsanesi

Galata Kulesi’nin Tüyler Ürperten Efsanesi

Ağustos 5, 2015
11.222 views
Mimar Sinan’ın büyük sırrı

Mimar Sinan’ın büyük sırrı

Haziran 18, 2015
16.433 views
Kremlin Sarayı zannedilen katedral!

Kremlin Sarayı zannedilen katedral!

Mayıs 20, 2015
4.285 views
Yazarımız olmak ister misiniz?

Yazarımız olmak ister misiniz?

Mayıs 12, 2015
2.132 views